2 Eylül 2010, Perşembe
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 

GÜNDEMİN İÇİNDEN
   
Erbakan’ın sümen altı ettiği belge

02.03.2006

OSMAN ÖZSOY
osman.ozsoy@tercuman.com.tr


    TÜRKİYE 9. yılında 28 Şubat sürecini tartışıyor. Son günlerde televizyon ekranları, gazete sütunları konuya ilişkin haberlerle dolu.
Yazılıp çizilenler arasında benim en çok dikkatimi, eski bakanlardan Hasan Celal Güzel’in SKY Turk’te Haluk Örgün’ün programında anlattıkları çekti. Hasan Celal Güzel, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın süreci iyi yönetemediğini, yapılması gerekenleri zamanında yapamadığını anlattı. Ardından, ülkemizde son 6 ayda yaşanan bazı olaylara dikkat çekerek, mevcut hükümete bazı uyarılarda bulundu.
Başbakan’a rest çekti
HASAN Celal Güzel, Erbakan Hükümeti’nin kırılma noktası olarak şu olayı gösterdi. Dönemin Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek, 17 Nisan 1997’de dönemin Başbakanı Erbakan’a yönelik ağır bir konuşma yapar. Konuşmasında; “Hazır bir cumhuriyete kon, sonra ben laikliği yıkarım de. Yık da görelim. Dedelerimiz yüzüne tükürür. Atatürk’ün kemikleri sızlıyordur. Cezayir’deki gibi kelle keserek iktidar olmaya çalışıyorlar. PKK gibi bunlarla da savaşacağım. Adam olan sülâlesini o krala devletin bilmem nesini kiralayıp da misafir götürmez. Ben bunu kabul etmiyorum. Başbakan değil, bilmem ne bakanı olursa olsun...” der.
Konuşmanın basına yansımasından sonra Hasan Celal Güzel, arkadaşlıkları çok uzun yıllara dayanan dönemin Hükümet Sözcüsü Abdullah Gül ile buluşur. Eğer gereken yapılmazsa, hükümet otoritesinin sarsılacağını ve iş yapamaz hale gelecekleri uyarısında bulunur. Abdullah Gül gerekenin muhakkak yapılacağını, konuyu Başbakan’a ileteceğini söyler.
Bu noktada, hâdisenin gelişme seyrine bir de devlet kayıtlarından bakalım.
Hükümetin tavrı...
BAŞBAKANLIK Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Türkiye ve dünya gündemindeki olayları Ayın Tarihi adıyla her ay kitaplaştırmaktadır. 24 Nisan 1997 gününe ilişkin sayfada şu satırlar göze çarpar: Başbakan Erbakan, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Çankaya Köşkü’nde görüştü. Görüşme sonrası bir basın toplantısı düzenleyen Başbakan Erbakan, Tuğgeneral Özbek’in açıklamaları konusunda dosya hazırlandığını ve Cumhurbaşkanı’na iletildiğini belirterek, “TSK İç Hizmet Kanunu, ordu mensuplarının siyasi demeç vermesini yasaklıyor. Türkiye’de hepimiz yasalara uygun hareket etmek zorundayız. Böyle bir olay karşısında sessiz kalınamaz” der.
Bunun üzerine basın mensupları, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir’e; hükümet kanadından kendilerine Özbek Paşa hakkında herhangi bir dosya ulaşıp ulaşmadığını sorarlar. Çevik Bir tebessümlü bir yüz ifadesiyle; “Hayır ulaşmadı” der.
Batı Çalışma Grubu’nu bir basın toplantısıyla deşifre ettiği için o günlerde her açıklaması kamuoyunun ilgisini çeken Hasan Celal Güzel, gelişmeler üzerine Abdullah Gül’ü bir kez daha arar: “Eğer gereken yapılmazsa, konuya ilişkin tepkisini bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşacağını” söyler.
Abdullah Gül; “Söz, gerekeni yapacağım” der. Nitekim ertesi günü Hasan Celal Güzel’i arayarak, Özbek Paşa hakkında gerekenin yapılmasıyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilecek evrakı Başbakan’a imzalattığını söyler.
Gönderememiş...
SONRA ne mi olur? Paşa’nın konuşması 17 Nisan’da, Erbakan Hükümeti’nin istifası 18 Haziran’dadır. Hükümetin istifasından sonra Başbakanlık makamındaki eşya ve evrakları toplamak üzere Başbakan’ın makam odasına giden Gül, Erbakan’a imzalattığı o evrakı Başbakan’ın sumeninin altında bulur. Başbakan evrakı Genelkurmay’a gönderememiş, 2 ay el altında bekletmiştir.
Bu ülkenin siyasi aktörleri hiçbir zaman olması gerektiği kadar cesur olmamıştır. Türkiye’de demokrasinin rayına oturmamasının başta gelen nedeni budur. Onun içindir ki; gerektiğinde sisteme müdahale etmek ve Anayasa’yı toptan değiştirmek gibi tüm radikal adımlar askerler tarafından atılmıştır.
Mehmet Barlas önceki gün; “2 darbe görmüş Demirel, 28 Şubat’ın haklılığını anlatmaya çalışıyor. Kötü final” yazdı. Türk siyasetinin son 35 yılına damgasını vuran bir siyasi kişiliğin duruşu böyleyse, varın ülkedeki demokrasinin halini düşünün... Gerçekten kötü final... Hepsi için de!







 






 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin