8 Şubat 2010, Salı
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 

GÜNDEMİN İÇİNDEN
   
Baykal'ın Putin'i kim olacak?

03.02.2005

OSMAN ÖZSOY
osman.ozsoy@tercuman.com.tr


    1992 yılında yeniden açılan CHP'ye Genel Başkan seçilen Deniz Baykal, partisinin başında üç genel ve üç yerel seçime gitti. 1999 seçimlerinde CHP Meclis dışında kaldığı için bir süreliğine genel başkanlıktan ayrılmışsa da, 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri'ne partisinin başında girdi. CHP'ye oy veren seçmenin büyük bölümü, Baykal'a rağmen oy verdiğini dile getirmekten çekinmediler.

Fakat CHP'de Baykal karşıtlığına dayalı asıl hareketlenme bu tarihten sonra başladı. Türk siyasetinde kurultayların en deneyimli ismi olan Baykal, yaklaşan yerel seçimlerde alınabilecek olası bir kötü sonuca tedbir için olacak, 2003 yılı Ekim ayında yapılan kurultayda genel başkan adayı olmayı zorlaştıracak tüzük değişikliğini gerçekleştirdi. Nitekim son kurultay öncesi adaylık çalışmaları yürüten Hurşit Güneş ve Zülfü Livaneli, aday olmak için gerekli olan delege desteği sayısını tutturamadıkları için adaylıktan vazgeçtiler.

Baykal'a destek azalıyor...

CHP 18 ay içinde üç kurultay yaptı. Her üç kurultay aynı delegelerle yapıldı. Baykal bu kurultaylarda sırasıyla 973, 781 ve 674 oy aldı. Yâni Baykal, geçen 1.5 yılda 199 delegenin desteğini kaybetti. Son kurultayda doğal olarak Baykal'ın yanında yer alan milletvekillerinin büyük bölümü ve il başkanları hariç tutulursa, Baykal'a rağmen sandığa atılan 460 muhalif oy küçümsenecek bir rakam değildir.

Son kurultay Deniz Baykal'ın artık eskisi kadar güçlü olmadığını gösterdi. Baykal her ne kadar CHP genel başkanlığını yeniden kazanmışsa da, bu aşamadan sonra bir sonraki genel seçimde CHP teşkilâtlarında bir heyecan oluşturması beklenmiyor.

AKP'nin 3 Kasım seçimlerinden bu yana beklenenin üzerinde performans göstermesi, tüm siyasi partiler üzerinde palet etkisi oluşturmuş görünüyor. Giderek daha geniş halk kesimlerinin desteğini almayı başaran AKP, muhalefetin toparlamasına fırsat vermiyor.
Meclis dışındaki partiler, AKP icraatlarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan olumlu havadan dolayı dar alanda siyaset yapma sıkıntısı yaşıyorlar. AKP solu da kucaklamaya çalışırken, adına uygun olarak geniş halk kesimlerine açılması gereken CHP, giderek daha da merkeze kapanıyor. Statükonun bekçiliğini üstleniyor.

Baykal'a rağmen ...

TAHA Akyol, "CHP serbest fikrî tartışma ortamı sağlamadıkça büyük açılımlar yapamaz. Komplo duygusu, partinin yenileşmesini sağlayacak serbest fikrî tartışmaları engelliyor. Bu durumda fikir hareketleri oluşmuyor, şahıslar çekişmesi veya lümpen patlamalar yaşanıyor" derken, Dışişleri eski Bakanlarından İlter Türkmen de, Baykal'ın ve militan kadrosunun bundan sonra partinin muhtaç olduğu zihinsel ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmesi olasılığı yoktur diyor.
Gelinen noktada, Baykal'ın partiye yeni bir vizyon kazandırabilmesi ve geniş halk kesimlerinde bir heyecan oluşturması zor görünüyor. Baykal'ın bu aşamadan sonra kişiliğine, birikimine ve tecrübesine güvendiği bir ismi önümüzdeki süreçte öne çıkarması CHP açısından önem kazanmıştır diye düşünüyorum.

Putin ne yapmıştı...

HATIRLANACAĞI gibi, 2000 yılına girmeye saatler kala, tüm dikkatler Rusya'dan gelen bir habere kitlenmişti. "Yeni bin yıla yeni yüzlerle girmek lâzım" diyen Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, görevini Vladimir Putin'e devrettiğini duyurmuştu.
Putin, Boris Yeltsin'in mirasının pek çok bölümünü büyük bir hızla değiştirmekle kalmadı, toplumsal uzlaşma adına Sovyet döneminden kalan ulusal marşa bile el attı ve güftesini değiştirdi. Marş konusunda toplumda yaşanan gerginliğe de son verdi.

CHP kurmaylarının sakin bir ortamda bir araya gelerek partiyi tepeden tırnağa yeniden sorgulamaları ve dünyanın gidişatına uygun olarak yeni perspektifler geliştirmesi gerekiyor. Baykal açısından belki zor olacak ama, gerektiğinde Boris Yeltsin gibi davranabileceğini göstermesi gerekiyor. AKP örneği, genç kadrolara güvenmenin aslında dünyanın sonu olmadığını da herkese göstermiş olmalı diye düşünüyorum.

Siyasi partileri, siyaseti meslek olarak edinen bireylerden kurtarıp, belli süreliğine de olsa devlete hizmet eden seçkin insan topluluklarının yer aldığı kurumlar haline dönüştürmediğimiz sürece, aynı sıkıntılar her partide yaşanmaya devam edecek demektir.







 





 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin