TÜRKİYE'de son bir haftadır yaşanan olaylara yabancı basının yaklaşım tarzı, bir şuuraltı yansıması gibi kendini ele verdi. Gizli emeller bir bakıma ortaya çıktı.
İngiliz yayın kuruluşu BBC, Türkiye'de yaşanan son terör olaylarıyla ilgili haberinde, Diyarbakır'dan bölgesel başkent diye söz etti. Haberde; Bölgesel başkent Diyarbakır'ın içinde ve çevresinde Kürtler'le Türk Çevik Kuvveti arasında yaşanan çatışmalarda 7 kişi öldü ifadelerine yer verildi. Türk güvenlik güçleriyle teröristler bir tutuldu. Üstelik Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlerin (BM) yükselen tansiyondan kaygı duyduğu yazıldı. Bir bakıma konunun uluslararası platforma taşınma arzusu yansıtıldı. Roj TV üslubu
KISACASI, bir senaryoyla karşı karşıyayız. Daha açık söylemek gerekirse, Ankara'yı hava durumunda dış merkez gösteren Roj TV'nin üslubuyla Avrupa Basını'nın üslubu arasında pek fark yok.
Avrupa basının bakışı böyle de Amerikan Basını'nınki farklı mı? ABD'nin prestijli gazetelerinden Washington Post, Güneydoğu'da yaşanan son olaylara değindiği haberinde, Diyarbakır'daki Türk askerlerinden federal güçler diye söz etti. Yani, Türk topraklarında iki ayrı devlet varmış gibi imalı vurgu yaptı. Washington Post'un haberinin, Türkiye ve bölge ülkelerini yakından izleyen muhabiri Karl Vick'in imzasını taşıdığı düşünülürse, bir sürçü lisanla değil, adı çoktan konulmuş bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkar. Alıştırıyorlar
DÜNYANIN saygın basın kuruluşlarının, dilleri sürçtüğü için ya da bilgi eksikliğinden kaynaklanan nedenlerle bu tür ifadeleri kullandığını düşünmek saflık olur. Dünyanın hemen her ülkesinde basın, diğer ülkelerle ilgili olayları, kendi ülkelerinin ulusal politikalarına paralel bir şekilde yansıtır.
Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, iki gün sonra benzer ifadeleri, sanki sürçü lisan olmuş gibi diplomatlar da kullanmaya başlayacaklardır. Maalesef, yıllardır yapılan propagandalardan dolayı dünya kamuoyu zaten buna kabullenmeye hazırdır. Şimdi yapılmak istenen, artık Türk kamuoyunun da kulağına kar suyu kaçırmak ve alıştırmak olduğu anlaşılıyor. İşin vahim tarafı, artık bu tür şeyleri düzeltme ihtiyacı bile duymuyorlar. Bu nasıl dostluk
AMERİKAN Dışişleri Bakanlığı Türkiye'de yaşanan olayların büyük kentlere sıçrama ihtimaline karşı vatandaşlarını dikkatli olmaya çağırmış. Bu uyarının 30 Nisan'a kadar geçerli olduğu açıklanmış. Antalya'ya gelen turist sayısında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38 azalma olduğu düşünülürse, benzer uyarıların başka ülkeler tarafından da yapılması durumunda, Türkiye'yi zor günler bekliyor demektir. Bu şaka değil, gerçek
YAZIMIN son bölümünde, Danimarkalıları ürküten bir şaka haberin, bir başka yerde gerçek olduğundan bahsetmek istiyorum.
Danimarka'da Türkçe olarak yayımlanan Haber gazetesinin, karikatür kriziyle sarsılan Danimarka'da bir köyün tamamen Müslümanlığa geçtiğini yazması ülkede olay olmuş. Haberin 1 Nisan şakası olduğu anlaşılınca, kamuoyu rahatlamış.
Danimarkalılar'ın şakasından bile ürktüğü haber, Afrika'nın yoksul ülkelerinden Kongo'da gerçek olmuş. Yurt dışında açtıkları okullarla dikkatleri çeken Türk iş adamları grubu, geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda ülkenin Lumumbashi ve Kolwezi gibi açlık çeken bölgelerinde Müslüman olan veya olmayan halka kurban eti dağıtmışlar. Karşılıksız yardımlardan etkilenen Kolwezi bölgesinde yaşayan 10 bin kişilik bir kabile, toptan Müslüman olmuş. Kabile Reisi Türk iş adamlarından, kendilerine İslam'ı öğretecek bir görevli istemiş.
Sözün özü; Türkiye'nin içine kapanmasına sebep olacak oyunlara kesinlikle müsaade edilmemeli... Dünyaya açıldığımız ölçüde bu topraklara sağlam basacağız.