CUMHURBAŞKANI Sezer'in Çankaya'daki varlığının AKP iktidarının ömrünü uzattığını düşünüyorum. Bu düşüncemi teyit edecek çok sayıda tespit sıralayabilirim. Ana hatlarıyla özetlemeye çalışayım. Önce düne bakalım.
Ekranlarda boy gösteren emekli generallerden bazıları, meşhur 28 Şubat sürecinin aslında, Refah Partisi'nin (RP) Ankara ve İstanbul gibi birçok ilde belediye başkanlığını kazandığı 1994 yerel seçimleriyle başladığını iddia etmişlerdir.
Kısa sürede belediyelerde başarı gösteren Refah Partisi, 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde birinci oldu. Cumhurbaşkanı Demirel, 10 Ocak 1996'da hükümet kurma görevini RP lideri Erbakan'a verdi. Erbakan ANAP Lideri Mesut Yılmaz ile koalisyonda uzlaştı. O kadar ki, kabine listesi basına yansımaya başladı. Kabinede ismi sağlık bakanı olarak geçen Tokat Milletvekili Ahmet Fevzi İnceöz ile o günlerde Meclis'teki odasında oturuyorduk. Kendisi henüz kesin bir şey yok dese de, tebrik ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Bize faydan olmaz...
BİR ara odasının kapısı çaldı. Gelen vatandaş; 'Sayın Milletvekilim, sizinle randevumuz vardı. Fakat az önce haber aldık. ANAP ortalıktan vazgeçmiş. Bakan olamayacağınıza göre, artık bize faydanız da olmaz. Biz gidiyoruz...' dedi ve kapıyı kapattı. Türkiye'de seçmen siyasetçi ilişkisini çarpıcı bir şekilde yansıtan bu olayın detaylarına burada girmeyeceğim.
Kısacası, siyaset dışı etkin çevreler, Mesut Yılmaz'a Refah'ı iktidara taşıyacak ortaklıktan vazgeçmesi için sert bir uyarı yollamışlar ve başarılı olmuşlardı.
Sipariş üzerine 6 Mart 1996 da kurulan ANAP-DYP koalisyonu 3 ay sürdü. İbre tekrar Refah'a döndü. Şartların zorlamasıyla Refah-DYP koalisyonu kuruldu. Kurulduğu andan itibaren de, indirilmesi için her yol denendi. Terörist Şemdin Sakık'ın; 'bu sözler bana ait değil...' diye imzalamaktan imtina ettiği ifade tutanakları bile, aklıselim yorumlarıyla öne çıkan gazetecileri susturmak için kullanıldı. 28 Şubat bu sürecin sembolü oldu. Refah'ın kapatılması...
ERBAKAN'IN başbakan olduğu günlerde, 23 Nisan 1997 akşamı TBMM'de verilen resepsiyonda birkaç gazeteci dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ile sohbet ediyorduk. Refah'ı kapatmaya yarayacak emsal bilgilere ulaştığını söyledi. New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlenen bombalı saldırının sorumlusu olarak cezalandırılan 'Kör imam' lakaplı Ömer Abdül Rahman'ın yargılanma sürecinde, kasetlerin delil olarak kullanıldığına işaret etti. Anladık ki, elinde Refah'la ilgili kasetler var ve bunları gerektiğinde kullanacak.
Vural Savaş aradan bir ay geçmeden, 21 Mayıs 1997 de Refah Partisi'nin (RP) temelli kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Mahkeme kısa sürede karar verdi. RP 16 Ocak 1998 de kapatıldı. Vural Savaş hemen ardından Fazilet Partisi (FP) hakkında da dava açtı. 22 Haziran 2001 de o da kapatıldı. Çankaya muhalefeti...
REFAH Partisi geleneğindeki partilere karşı duruşunu kısaca özetlediğimiz mevcut sistemin, tek başına iktidara gelen AKP'yi kolay hazmetmesi elbette beklenmiyordu. Üstelik AKP iktidarına karşı siyaset zemininde güçlü bir muhalefet yoktu. AKP siyaset alanında tek kalmıştı. AKP'nin sayısal avantajı, istediği yasaları Meclis'ten geçirmesine imkan veriyordu. Üstelik medya da tırsmıştı.
İşte bu noktada Çankaya devreye girdi. Cumhurbaşkanı Sezer bir bakıma muhalefet görevini tek başına üstlendi. Eğer Cumhurbaşkanı Sezer'in AKP'ye yönelik net duruşu olmasaydı, hiç kuşku yok ki, TSK ile AKP daha sık karşı karşıya gelir, gerilim üstüne gerilim yaşanırdı.
AKP'nin sistemi rahatsız eden uygulamalarını törpüleme görevini Çankaya üstlendi. Bu durum AKP karşıtı cepheyi rahatlattı. Devletin hassas birimleri AKP Hükümeti'nin uygulamalarını, 'nasıl olsa Çankaya'dan döner...' diye izlemekle yetindi. Muhalefetin siyaset zemininde değil de, siyasetin dışında kalması gereken Çankaya'da odaklanması ise bir yandan alternatif oluşumların hızını kesti, öbür yandan AKP'nin iktidardaki ömrünü uzattı. Üstelik Çankaya süreci AKP tabanını motive etti.
Çankaya tartışmalarının kilit noktası da burada düğümleniyor. AKP'ye alternatif üretmenin başarılamadığı bir süreçte, bir de Çankaya'ya AKP tandanslı biri çıkarsa ne olur endişesi hakim etkin çevrelerde...
Sezer'in açık tavrı bugüne kadar AKP karşıtı cepheyi gevşetirken, AKP'ye geniş siyasi alan kazandırdı. Her iki taraf da farkında mı acaba?