BAŞBAKAN Erdoğan kritik bir eşikten döndü. Mal varlığını açıklama konusunda birkaç saat daha gecikseydi, olayın seyri büyük ihtimalle başka bir boyut kazanacaktı.
Başbakan Erdoğan mal varlığını salı günkü grup toplantısına gelmeden önce Başbakanlık web sitesinden açıkladı. Başta internet siteleri olmak üzere radyo ve televizyonlar bu bilgiyi anında kamuoyuna duyurdu. Eğer Başbakan işi inada bindirip mal varlığını o gün erken saatlerde açıklamamış olsaydı, öğleden sonra ajanslara düşen bir haber nedeniyle oldukça zor durumda kalacaktı.
Haberi sanıyorum tahmin ettiniz. Genelkurmay Askeri Mahkemesi, tarihi bir karara imza atarak ilk kez bir kuvvet komutanını hapse mahkûm etti. Mahkeme, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral İlhami Erdil’i, iki evini genel ahlâka aykırı biçimde edindiği gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapse mahkum etti. Evlerine el koydu. Üstelik mahkeme; Her şeyimi alabilirler, amiralliğimi asla diyen emekli komutanın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilişiğinin kesilmesine karar verdi.
Eğer Başbakan o gün mal varlığını açıklamamış olsaydı, öğleden sonra gelen bu haberden sonra, kamuoyunun Başbakan’ın mal varlığına yönelik sorgulayıcı yaklaşımındaki duyarlılık üst seviyelere çıkacaktı. İlerleyen günlerde kamuoyu baskısıyla açıklamak zorunda kalsaydı, bu durum başka gelişmelere de zemin hazırlardı. Üstelik medyada, asker rahatsız türünden yolsuzluk imalı yazılar görmek sürpriz olmazdı. Başbakan, yolsuzluklarla mücadele konusunda siyasi otorite olarak büyük inisiyatif kaybedecekti. Şans faktörü bir kez daha Başbakan’ın yüzüne güldü.
Her kurum etkilenecek
ASKERİ Mahkeme’nin emekli Oramiral Erdil konusunda aldığı kararın değişik yansımaları da olacaktır. Bu kararın, şu an Yüce Divan’da devam eden ve eski başbakan ve bazı eski bakanların da yargılandığı dava üzerinde psikolojik etki oluşturmaması düşünülemez. Hatta, eski başbakanlardan Erbakan’ın cezasının infazının ertelenmesi konusu da bundan etkilenebilir. Siyaset kurumu, adı yolsuzlukla özdeşleşen isimlere sahiplenmekte zorlanacaktır. Askeri Mahkeme’nin son kararı, ülkenin yolsuzluklardan arındırılması konusunda inisiyatifin askeri cenaha geçmesine zemin hazırlamıştır. Siyaset kurumu samimiyet testinde gecikmiştir.
Yine de gecikti
GEÇEN hafta bu köşede; “Başbakan’ın bir konuda 11 yanlışı...” başlıklı bir yazı kaleme aldım. Yazıda, kamuoyu beklentilerine rağmen Başbakan’ın mal varlığını açıklamaktan imtina etmesinin, Başbakan hakkında varolan güvenilir siyasetçi fotoğrafına ilk defa acaba tereddüdü eklenmesine ve toplumda bir kuşku oluşmasına neden olduğunu yazdım.
Nitekim, Başbakan’ın mal varlığını açıklamasından sonra vatandaşa mikrofon uzatan SKY TÜRK televizyonu, halkın düşüncesini ekrana yansıttı. Halkın yarısının, Başbakan’a güveninin sarsıldığı görülüyor. Başbakan’ın herkesten önce, tereddüde yer bırakmayacak şekilde mal varlığını açıklaması beklenirdi. Gecikmesi kendisi adına iyi olmadı.
Erzik ne iş yapar?
UEFA Asbaşkanı ve FIFA İcra Kurulu Üyesi Şenes Erzik, FIFA’nın verdiği 6 maç seyircisiz oynama cezasıyla ilgili olarak, “Bu ceza gösteriyor ki, ihracın eşiğinden döndük. Yani, FIFA bizi 2010 Dünya Kupası elemelerinden atabilirdi” demiş.
Başta Şenes Erzik olmak üzere Futbol Federasyonu yetkililerinin, başarısızlıklarını gizlemek için, az daha 2010 Dünya Kupası elemelerinden de atılıyorduk mazereti arkasına sığınmaları özrü kabahatinden büyük açıklamadır. Uzun yıllardan beri UEFA ve FIFA’da çalışan, hatta UEFA başkanlığına adı geçen Erzik, eğer bugüne kadar emsali görülmemiş ölçekte ağır karar çıkmasını engelleyemediyse, pılını pırtısını toplasın gelsin geriye. Bu konuda Ali Şen’e tamamen katılıyorum.
Son cümlem, Trabzon’daki menfur cinayetle ilgili. Gençlerin aklını çelerek kiliseye gelmelerini temin etmek için onlara dolar dağıtan rahibin davranışı da her halde dikkatinizden kaçmamıştır.