BU yıl yapılacak ÖSS sınavında köklü değişikliğe gidildi. Sınav süresi 180'den 195 dakikaya çıkarıldı. Toplam soru sayısı 180'den 240'a yükseldi. Lise 2 ve lise 3 müfredatı sınava dahil edildi. Listeyi uzatabilirsiniz.
Ne yazık ki, sınav sisteminde yapılan değişiklikler temel sorunu ortadan kaldırmaya yetmiyor. Değişiklikler sadece, öğrencilerin hangi eleme yöntemiyle seçileceğini düzenliyor. Sınava giren iki milyona yakın gencin yüzde 70'nin üniversite kapısından dönmesini engellemiyor.
Sınava girenlerin yüzde 20'si açık öğretim ve sınavsız öğrenci kabul eden meslek yüksekokullarına yerleştirildikten sonra, ancak yüzde 10'u üniversiteye kabul ediliyor. ÖSS'ye başvuranların yüzde 35'ini lise son sınıf öğrencileri, yüzde 44'ünü daha önce girip kazanamayanlar, yüzde 21'ini de kazandığı yeri beğenmeyip sınava yeniden girenler oluşturuyor. Harcını yatırıp başvurusunu yaptığı halde sınava girmeyen 60 bin kişi ise, zaten ben ölmüşüm düşüncesinde. Kontenjan yok
LİSELERDEN mezun olanların sayısı her yıl yüzde 4 artıyor. Bu rakam nüfus artış hızının çok üzerinde. Bu bize, gençlerin ilköğretim sonrasında da okuma hevesinde olduklarını yansıtıyor. Liselerden 520 bin öğrenci mezun olurken, sınava başvuranların sayısı 4 katına yaklaşıyorsa, bunun sorgulanması gerekiyor.
Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Latif Mutlu, Türkiye'nin geri kalmışlığının en önemli nedeninin, çarpık ve yetersiz eğitim sisteminden kaynakladığını düşünüyor. Bu temel sorunun yarattığı olumsuzlukların, siyasetten ekonomiye, üretimsizlikten verimsizliğe kadar birçok alanda kendini gösterdiğini söylüyor. Bu sorunların üstesinden nasıl gelinebileceğine ilişkin çözüm önerilerini de, yazdığı çok sayıda kitap, rapor ve makale ile gündeme getirmeye çalışıyor.
Latif Mutlu, her yıl sınava giren 2 milyona yakın gençten mümkün olan en yüksek sayıda kişiye üniversite kapısını aralayacak projeler üzerinde de yoğun kafa yoruyor. Yazımıza verdiğimiz başlık, konuyla ilgili hazırladığı kapsamlı raporun adı aynı zamanda İşte kaynak
RAPORDA yer alan bilgilerden bazılarına burada kısaca yer verelim.
Dünya Bankası verilerine göre; 2004-2005 öğrenim yılında sadece ABD'de yükseköğrenim gören Türk öğrenci sayısı 15 bin. Bunların ABD ekonomisine yaptığı katkı yıllık 806 milyon dolar. Yani 2001 yılı YÖK bütçesinin yüzde 75'i düzeyinde. Diğer ülkelerde okuyan 5.031 öğrenci de hesaba katıldığında oran daha da yükseliyor.
Rapora göre; ÖSS'ye giren öğrencilerin yüzde 80'i kazanma şanslarını artırmak için dershanelere devam ediyor. Her yıl dershanelere ödenen para da, YÖK'ün bütçesinin yüzde 65'ine karşılık geliyor. Latif Mutlu, küçük bir organizasyonla dershanelerden yardım bekleyen öğrencilerin yönlerini yükseköğretim kurumlarına çevirmenin mümkün olduğu görüşünde. Durumları uygun olan dershanelerin, birer meslek yüksekokuluna dönüştürülmesi çözüm önerileri arasında. Öneriler
PARASI olmayanlar ne olacak sorusu akla gelebilir. Kimsenin parasızlık nedeni ile eğitimden yoksun kalmaması için, İngiltere ve ABD'de uygulanmakta olan öğrencilere kredi verme sisteminin devreye sokulmasının meseleyi kolaylaştıracağı düşüncesinde. Geri ödeme, mezuniyetten üç yıl sonra başlar ve 10 yıla kadar uzayabilir.
Bu sistemde üniversitelerin eline daha fazla para geçeceği için, üniversiteler derslik sayısını çoğaltacak ve yeterli sayıda öğretim elemanı çalıştırabilecektir.
Yükseköğretim kurumları, ortaöğretim başarı derecesi ile ODS sonuçları ve kendilerinin belirleyecekleri metotlarla, öğrencilerini kendileri seçeceklerdir.
Halen yükseköğretimde toplam 15 milyon m2 kapalı alan bulunmaktadır. 2006 yılından başlayarak her yıl yükseköğretim kurumlarına 100 bin m2 kapalı alan ilave edildiğinde, üç yılda tüm yükseköğretim talebini karşılanabilmesi söz konusu. Bunun yıllık İnşaat maliyeti 250 milyon YTL. Kapasite artımından gelecek yeni 100.000 öğrencinin ödeyeceği öğrenim katkı payı da 300 milyon YTL olacağına göre, kaynak sorunu halledilmiş olacaktır. Projenin ayrıntılarını merak edenlere, e-posta yollamaları durumunda raporun tamamını gönderebilirim. Ola ki, görüşleriyle katkıda bulunmak isteyenler çıkabilir.