2 Eylül 2010, Perşembe
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 

GÜNDEMİN İÇİNDEN
   
Türk’ün farkı...

16.03.2006

OSMAN ÖZSOY
osman.ozsoy@tercuman.com.tr


   
TÜRK topçusu atışlarına birden ara verdi. Hâlbuki bundan daha iyi fırsat olmazdı. Düşman askeri denizin üstüne yayılmış, can derdindeydi. Hepsini Boğaz’ın serin sularına gömmek işten bile değildi. İşte tam o sırada, tarihte sayısız kez örneği görülen, Türk Milleti’ne has insani bir özellik devreye girdi.
İnsanlık tarihine bir ibret vesikası olarak geçen bu ilginç tablo, 18 Mart 1915 günü saat 14.00 sularında yaşandı. Çünkü az önce, dünyanın o güne kadar şahit olduğu en büyük donanma gücü, İstanbul’u işgal etmek üzere Çanakkale Boğaz’ından giriş yapmıştı.
Düşman donanması, Türk istihkâmlarına kan kusturmakla kalmıyor, 20 km menzilli toplarını Çanakkale şehrine doğrultmuş, sivilleri de bombalıyordu. Atılan her top mermisi 15 metre çapında, 4 metre derinliğinde çukur açıyor, etrafa ölüm saçıyordu.
Derken, Fransız savaş gemisi Bouvet, Türk bataryalarından atılan bir top mermisiyle vuruldu ve batmaya başladı. Mevcudu 700’e yaklaşan Fransız askeri can havliyle denize atladı. İşte tam o sırada Türk topçusu, denize saçılmış olan Fransız askerlerine zarar gelmesin diye ateşi kesti.
Ne mi oldu?
İngiliz gaddarlığı kendisini orada da gösterdi. Fransız askerine zarar gelmesin diye top atışlarını durduran Türk mevzilerine gaz bombalarıyla ölüm yağdırdı.
Düşmana kahve...
HANGİ birini anlatalım. İşgal ettikleri Anadolu topraklarında 4 yıl boyunca akıl almaz işkenceler yapan Yunan Ordusu, Büyük Taarruz ile imha edilince, I. Yunan Kolordusu Komutanı General Trikopis ve diğer üst rütbeli subaylar da esir alındı ve Mustafa Kemal’in huzuruna getirildi. Mustafa Kemal Paşa, General Trikopis’in elini sıktı ve “Oturun General, yorulmuş olacaksınız” dedi. Sigara tabakasını uzatarak kendisine bir sigara verdi ve kahve ısmarladı. Hâlbuki o sırada Yunan ordusunun geride kalan erleri, kendilerini hâlâ muharebeye zorlayan subaylarına ellerinde kalan son mermileri sıkıyorlardı.
Truva’nın intikamı...
BUGÜNLERDE Çanakkale Zaferi’nin sene-i devriyesini kutluyoruz. O günün üzerinden tam 91 yıl geçti. Çanakkale’ye saldıranların öncelikli amacı, Boğaz’ı geçip İstanbul’u işgal etmekti. Kendilerinden o kadar emindiler ki, İngiliz General Hamilton Londra’daki savaş kabinesi toplantısında, Bir İngiliz denizaltısının Gelibolu’da bayrak salladığını varsayalım. Seddülbahir’deki Türk Kuvvetleri tabanları yağlayıp Bolayır yoluyla İstanbul’a kaçarlar demek cüretini gösterdi.
Gizli niyetleri daha başkaydı. İngiliz Deniz Kuvvetleri Lordu Winston Churchill yine aynı toplantıda Çanakkale üzerine yapılacak seferi ikinci bir Truva Savaşı’na benzetmiş, eski Yunan medeniyet ve kültürünün tek temsilcisi olan İngiltere’nin, barbar Türkleri Anadolu’dan atacağını, hatta Orta Asya’ya kadar süreceğini iddia etmişti.
Truva efsanesi savaş planına da yansıtıldı. 18 Mart günü Boğaz’a ilk giren savaş gemisi eski Yunan kültürünün temsilcisi sayılan İngilizlerin Queen Elizabeth gemisi oldu. Hemen arkasında, Truva Savaşı’nı çıkaran Yunan kralı Agamemnon’un adını taşıyan gemi vardı. İlginçtir, savaş alanından kaçan ilk gemi de bu oldu.
Geleceği çalmak...
TÜRK Milleti zaferi kazandı ama, önemli bir şeyini kaybetti. Nitekim İngiliz general Aspinal Oglander; Çanakkale’de biz Türk Milleti’nin okumuş aydın kesimini imha ettik ve Türkiye’nin geleceğini elinden aldık, dedi. Bugünlerde hâlâ eksikliğini hissettiğimiz öğretmen ve doktor gibi çeşitli alanlarda yetişmiş insan sıkıntımızın temelinde bu vardır.
Bugün Çanakkale sınırları içinde yer alan Truva, ilk çağ Yunan Dünyası’nda yeryüzünün en ünlü ve en zengin şehriydi. Kral Agamemnon için Truva’yı yerle bir etmek her şeyden önemliydi. Hatta kızını şans getirsin diye Artemis’e kurban etmişti. Yine de başaramadı.
Truva Savaşı’ndan Çanakkale Savaşı’na kadar geçen 3800 yılda değişen bir şey olmadı. Truva’yı kuşatan Yunanlıların lideri Aşil’i, Çanakkale Savaşı’nda İngiltere Deniz Bakanı Churchill temsil ediyordu; Truva’yı savunan Hektor’u ise bir bakıma Atatürk...
Bugünkü niyetlerinin tekrar gelmek olmadığını düşünmek safdillik olur. Onların neye niyetlendiği değil, bizim neye kilitlendiğimiz önemlidir.
Geleceği karşılamaya hazır mısınız?







 






 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin