Pazar günü Türkiye'nin iki farklı köşesinde tarihi anlar yaşandı. Bu iki tablo iyi analiz edilirse, hem Ankara'da sıkça karşılaşılan siyasi gerginliklere bir çözüm bulmak, hem de son haftalarda artma eğilimi gösteren olaylar karşısında ortak bir zemin bulmak mümkün olacaktır.
Bunlardan ilki Ankara Kocatepe Camii'nde yaşandı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen yaklaşık 20 bin kişi, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 13. vefat yıldönümünde Ankara Kocatepe Camii'nde bir araya geldi. Cemaat Kocatepe'ye sığmadı. Avlu ve caddelere taştı.
Eğer bu insanların, 13 yıl evvel vefat etmiş bir siyasetçiyi anmak için Türkiye'nin dört bir yanından neden geldiğine kafa yormazsanız, bu ülkenin hiçbir meselesini çözecek idrak noktasına ulaşamazsınız. Sezer'in kaçırdığı fırsat...
CUMHURBAŞKANI Sezer, 6 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde bu fırsatı büyük ölçüde kaçırdı. Geriye 1 yılı kaldı. Rahmetli Özal'ın başardığı, ülkenin tüm renklerini ve değerlerini bir arada barındıran, cumhurun tamamının kendinden bir şeyler bulduğu ortak nokta oluşturamadı. Toplumun bazı kesimlerini dışladı. Birleştiren değil, ayrıştıran oldu. Çankaya, ülke için bir motivasyon kaynağı olmaktan çıktı.
O kadar ki, Sayın Sezer geçtiğimiz günlerde, Türk halkının gönül bağı içinde olduğu Azerbaycan'a ve Bosna'ya ziyarette bulundu. Önceden bu tür geziler halkımızı heyecanlandırırdı. Türk kamuoyunun geziden haberi bile olmadı. Göreve başladığı ilk günlerde, sırf kırmızı ışıkta durduğu ve markete alışverişe gittiği için sempati duyulan Sezer, halktan giderek koptu. İnönü'nün kabri nerde?
TÜRK Milleti'nin sağduyusu ve sezgileri güçlüdür. Yanıldığı görülmemiştir. Eski Başbakanlardan Adnan Menderes idam edilmesine rağmen, Türk halkı çocuklarına Adnan ismi vermekten çekinmemiştir. Bugün 40'lı yaşlarda Adnan isminde çok sayıda vatandaşımız vardır.
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 1923-1973 arası tam elli yıl Türkiye'nin kaderinde rol oynadı. Bugün sadece geniş halk kitleleri değil, okumuş yazmış kesim bile, İnönü'nün kabrinin nerde olduğunu bilmez. İnönü'nün Anıtkabir'in bir köşesine gömülmesi söz konusu olunca, bunu hak edip etmediği tartışma konusu olmuştur. Anıtkabir'de Atatürk'ü ziyaret eden milyonlarca insan, İnönü'nün orada yattığını bilmiyor... Bilenler de, uğrama heyecanı duymuyor.
Çünkü İsmet İnönü, halkın değerleriyle barışık değildi. Halktan kopuktu. Allahaısmarladık demeyi bile, içinde Allah geçiyor diye telaffuz etmekten imtina ediyordu. Ölüm yıldönümlerinde mezarı başında, ailesi dışında 5-10 kişi bulamazsınız. Hangi Diyarbakır?
GELELİM ikinci tabloya. Bu ülkede kaç Diyarbakır var Allah aşkına... Hangi Diyarbakır, bu ülkenin gerçek Diyarbakır'ı. Hz. Peygamber'e karikatür yoluyla hakaret edenlere tepki göstermek için 2 ay önce yüzbinlerce kişinin ellerinde Türk Bayrakları ile meydanları doldurduğu Diyarbakır mı, yoksa bir avuç bölücünün geçtiğimiz günlerde provokasyonla karıştırmak istediği Diyarbakır mı?
Halkın ortak noktaların beslenmesine ihtiyacı var. Nitekim Kutlu Doğum haftası münasebetiyle Peygamber Efendimizi anmak için hazırlanan etkinliğe katılımın yüksek olacağı anlaşılınca, program Diyarbakır stadından İstasyon Meydanı'na alınmış. Pazar günü yapılan programa ellerinde Türk Bayrakları ve güllerle 100 bini aşkın kişi katılmış.
Söz konusu Peygamber Efendimiz olunca, yüzbinlerce Diyarbakır'lının ortak inanç ve ortak bayrak etrafında kenetlenerek tek yürek olması, Sayın Sezer'in dikkatini çekmiş midir acaba? Kutlu Doğum haftası münasebetiyle iki satır mesajla bu ortak heyecana katkıda bulunamadığına üzülmüş müdür?
Son olarak kamu görevlilerine bir tavsiyem var. Göreviniz gereği, başında bulunduğunuz kurumların kronolojik tarihinde elbette iki satır da olsa yer alacaksınız.
Önemli olan satır aralarında kaybolup gitmek değil, milletin bağrında bir yer edinmektir. O da ancak milletle kaynaşmakla mümkündür.
Milletlerin tarihsel hafızası güçlüdür. Herkesi en adil şekilde hak ettiği yere yerleştirir. İyiliği de unutmaz, incinmeyi de... Herkes tercihini ona göre yapsın.