HANGİ siyasi lider, partisinin oylarının artmasından memnun olmaz ki?
Yapılan kamuoyu araştırmaları, AKP'nin 3 Kasım seçimlerine göre oylarını artırdığını yansıtsa da, Başbakan Erdoğan'ın sonuçlardan çok da memnun olduğunu söylemek mümkün değildir.
AKP, 3 Kasım seçimlerinde yüzde 34 oy aldı. Çok önemli bir terslik olmazsa, bir sonraki seçimin de en güçlü favorisi durumunda. AKP yapılacak bir seçimde oylarını yüzde 40'a çıkarmayı başarsa bile, üçüncü bir partinin Meclis'e girmesi halinde, şimdiki milletvekili sayısını elde etme şansı bulunmuyor. Dördüncü bir partinin Meclis'e girmesi durumunda ise AKP'nin oy oranı yüzde 40'a da ulaşsa, tek başına iktidara gelme şansı da riske giriyor.
3 Kasım seçimlerinde DYP sadece 160 bin, MHP 400 bin daha fazla oy alsaydı, her iki parti de barajı aşarak Meclis'e girebilecekti.
Şimdilerde esamisi okunmayan Genç Parti (GP), 3 Kasım seçimlerinde yüzde 7.25 oy aldı. Oy sayısı 2 milyon 285 bindi. Siyasetteki olası gelişmeler hariç tutulsa bile, Genç Parti'nin oylarından bir miktar MHP veya DYP'ye kayma olması durumunda, her iki partinin Meclis'e girmesi sürpriz olmayacaktır.
3 Kasım seçimlerine 19 parti katıldı. Seçimde en az oyu olan son 12 partinin oy toplamı 9.72 oldu. Meclis'teki iki partili güçlü yapı, küçük partilerin geçen sürede daha da ufalanmasına zemin hazırladı. Seçmenler bu partilerin isimlerini ve liderlerini hatırlayamaz hale geldi. Yaklaşık 10 puan tutan bu oylardan bir kısmının, barajı zorlama ihtimali olan partilere gitmesi de ihtimal dahilinde. Kısacası, yapılacak bir seçimde Meclis'e 4 partinin girmesi sürpriz olmayacaktır.
Dış faktörler
BAŞBAKAN her ne kadar; IMF ile ilişkileri başlatan biz değiliz. Bugün bizi eleştirenler bu işin mimarıdır. Biz onların bıraktığı borçları temizliyoruz dese de, uygulanan IMF politikaları tarım kesimini sıkıntıya soktu. Bu hoşnutsuzluk, hiç kuşkusuz kırsal kesim partisi olarak bilinen DYP'ye ilave oy getirecektir.
Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs konusunda bastırması ve etnik kökene dayalı siyaset yapan bölgesel partileri arkalamasının vereceği rahatsızlıklar ise MHP'nin oy oranını artıracaktır. Şu aşamadan sonra AB konusunda yaşanacak olumlu gelişmelerin AKP oylarında kayda değer ilave artışa neden olması beklenmezken, yaşanacak aksilikler olumsuz etkileyebilecektir.
Başbakan'ı düşündüren
1973'ten bugüne hiçbir seçim vaktinde yapılamadı. Türk halkının sabırsızlığı ve kısa vadeli çözümlerle çıkış arama kolaycılığı, seçim lafı edildiğinde bir daha gündemden çıkmıyor. Türkiye bu sürece girmiştir. Başbakan Erdoğan'ın açmazı da tam da bu noktada kendini göstermektedir.
Başbakan Erdoğan yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi sandığa giderek güç tazelemeyi düşünse bile, AKP sandıktan oylarını artırarak çıksa da, şimdiki milletvekili sayısını tutturmanın zor olduğunun farkında.
Çankaya hesapları
BAŞBAKAN Erdoğan AKP'nin şu anki milletvekili sayısıyla Çankaya'ya kendisi çıkmak yada uyumlu çalışabileceği birini aday göstermek isteyeceğinde kuşku yok. Erken seçime giderek milletvekili sayısını elbette riske sokmak istemeyecektir.
Başbakanı rahatsız eden bir başka nokta da şu... Yapılacak bir erken seçimde AKP seçimlerden birinci parti olarak çıksa bile, eğer milletvekili sayısı tek başına iktidara gelmeye yetmezse, Çankaya'da Sezer'in olması durumunda AKP'siz hükümet formulü zorlanabilir.
Üstelik AKP yapılacak bir erken seçimde tek başına cumhurbaşkanı seçebilecek milletvekili çıkaramazsa, parlamento dışı güçlerin de devreye girmesiyle diğer partilerin AKP'ye karşı ortak hareket etmesi ihtimal dahilinde.
Başbakan Erdoğan yaz mevsimini sorunsuz atlatabilirse, sonbahara Allah kerim düşüncesinde olmalı. Ağustos hesapları da burada devreye giriyor. 2-3 ay içinde tablo netleşir.
İnsanlık tarihi göstermiştir ki, iktidar dedikleri maalesef bir ucu kanlı oyundur. Ülkemizde Çankaya seçimleri de hiç kolay olmamıştır. Geçmişte Ali Fuat Başgil'in ölüm tehdidiyle adaylıktan vazgeçirilmesi ve Özal'a yapılan suikast neyi amaçlamışsa, Şemdinli olayları ve Danıştay saldırısıyla da benzer şeyler amaçlanmış olabilir. Bakalım daha neler göreceğiz.