BAŞBAKAN bir hafta dinlendi. Doğrusu bunun zamanlaması sadece kendisi açısından değil, birçok açıdan iyi oldu. Sürekli yoğun program içinde hareket eden Başbakan Erdoğan'ın, uzun zamandır dinlenmeye, daha doğrusu kendini dinlemeye ihtiyacı vardı.
Hiç unutmuyorum... Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 30 Ağustos 1992 de İstanbul Vatan Caddesi üzerinde bulunan bir kurumun açılışına gelmişti. Saat 13.00'te başlayan açılış töreni ve kurdele kesiminin ardından, kurum yöneticileri kahve ikram etmek istedi. Özal kahvesinden bir iki yudum almıştı ki, korumalar içeriye girdi ve Saat 14.00'te Harp Okulları'nda olmamız gerekiyor dediler.
Kahvesinden bir yudum daha almak üzere hamle yapan Özal'ın kollarına girdiler ve makam aracına doğru adeta sürükleyerek götürdüler. O gün gördüm ki, makam sahibi insanlar bir müddet sonra kendileri olmaktan çıkıyorlar ve protokol kurallarının birer figüranı haline geliyorlar. Erdoğan'ın programı yoğun
BAŞBAKAN Erdoğan 17 Nisan Pazartesi akşamı evinde istirahata çekildi. Kendisini en son 15 Nisan Cumartesi günü MUSİAD'ın Genel Kurulu'nda gördüm. Yorgun ve uykusuz hali gözlerden kaçmıyordu. Protokol gereği programın son konuşmacısı olması gerekirken, partisinin İzmit ve Sakarya'daki programlarına katılmak için erken ayrılmak istediğinden, ilk konuşmacı olmak için Divan'dan izin istedi. Uzun bir konuşma yaptıktan sonra salondan ayrıldı. Başbakan Erdoğan pazar günü de Yozgat'a gitti ve çeşitli programlara katıldı. Ertesi günü de zorunlu istirahata çekildi. Kendini dinlemek...
BU ayrıntıları şunun için veriyorum. Sıkıştırılmış yoğun program içinde hareket edenler, derinlemesine düşünme fırsatı elde edemezler. Gün içinde program uygulanırken, o sırada nereye gidildiği, gidilen tesis, kurum ya da yörenin özellikleri ve orada ne tür mesajlar verilmesi gerektiği gibi konularda yolda bilgilendirme yapılır. Onun adına başkaları düşünür. Konuşma metni hazır olarak kürsüye konur.
Başbakan Erdoğan başbakanlığı süresince bu tür bir yoğun program içinde hareket etti. Yakın çevresi tarafından yönlendirildi. Eğer varsa yapılan yanlışları telafi etmek, savunmak, gerekirse geri adım atmak ona düştü. Gerilimli günler...
FAKAT şimdi yeni bir süreç başlıyor. Kimi konularda kendisinden bir açıklama beklendiğinde, her şeyin zamanı var... dediği günler kapıya dayanmak üzere. Bugüne kadar iktidarla muhalefet ya da hükümetle diğer kurumlar arasında yaşanan tüm gerginlikleri unutun. Yakında herkes tüm kartlarını açacak.
Poker oyununda bir kural vardır. Eğer rakibinizin elinde 4 as varsa ve siz de oyunu kaybetmeyi içinize sindiremiyorsanız, masayı devirmekten başka çare yoktur.
AKP 3.5 yıllık iktidarı döneminde ortaya koyduğu performansla, olası seçimlere elinde 4 as olduğu halde girmek üzere. Kaybetmeyi içine sindiremeyen siyaset içi ve dışı kurumlar, masayı devirmeyi ya da kartları yere çarpmayı göze alabilirler. Son aylarda tırmanan olaylar bunun provası olabilir. Tablo çok hızlı tersine de dönebilir.
Meteoroloji uzmanlarının hava tahminlerinde kullandığı kavramlar siyaset sahnesine egemen olabilir. Avrupa ve Atlantik üzerinden gelen alçak ve yüksek basıncın tüm etkileri, başta Ankara olmak üzere Türkiye genelinde kendini gösterebilir. Devletin tepelerinde soğuk rüzgarlar esebilir. Zemin kaygan hale gelebilir. Başbakan Erdoğan hem geçen 3.5 yılın muhasebesini yapmak, hem de partisinin lehinde ve aleyhindeki mevcut şartları gözden geçirerek yarınlara ilişkin strateji geliştirmek için sakin ortamda bir düşünmeye ihtiyacı vardı.
Eğer Başbakan bu zorunlu dinlenmeyi kendisi açısından bir fırsata dönüştürmüşse, siyaset satrancının bundan sonraki hamleleri konusunda, taşları nasıl hareket ettirmesi gerektiği konusunda düşünme imkanı bulmuştur. Bundan sonraki sürecin şekillenmesinde, Başbakan Erdoğan'ın bir haftalık dinlenme süresinde zihninde beliren unsurlar belirleyici rol oynayacaktır.
Hep birlikte göreceğiz...