YIL 1979. Demirel- Ecevit kapışmasının en hararetli zamanları...
Ülkede siyaset zemininde kavganın adı, sağ-sol çatışması. Demirel'in bu süreçte izlediği politika ise CHP'nin solculuğunu komünist Rusya yandaşlığı gibi göstererek bu noktadan ateş etmek...
Sağ- sol gerginliğinin en yüksek noktaya ulaştığı tam da o günlerde Demirel; Kars Kalesi'ne kızıl bayrak asıldı iddiasını ortaya atıyor. Daha sonra gerçek olmadığı anlaşılan, ama Karslı vatandaşlarımızı derinden yaralayan bu iddia, kamuoyunu sarsıyor. Sonuç; yüzde yüzlere varan enflasyon, siyasi istikrarsızlık ve kaos... Gerisi malum...
1990'lı yılların başı... Demirel yeniden meydanlarda... İktidar partisi ANAP'ın zayıf karnı ise yolsuzluk iddiaları. Aynı tarihlerde komşu ülke Yunanistan, Girit Bankası'nın hortumlanması skandalı ile çalkalanıyor. Banker Koskotas Skandalı, Andreas Papandreu iktidarının devrilmesine yol açıyor. Türkiye'nin Koskotasları
DYP'ye iktidar kapısını açan 1991 seçimlerinde Demirel meydanları; İşte ANAP'ın Koskotas Dosyaları iddialarıyla inletiyor. Seçimleri kazanıyor. DYP- SHP Hükümeti iktidara gelir gelmez Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu kuruluyor. Düzenlenen 180 dosyadan sadece 2'si işleme konuluyor. Onlardan da sonuç alınamıyor. Demirel'in Cumhurbaşkanlığı döneminde ise yeğeninin bankası da dahil çok sayıda bankaya içi boşaltıldığı için el konuluyor. Fatura millete kesiliyor. Son mahareti
DEMİREL değişen koşullara göre, rakip gördüğü partilerin zayıf damarlarını keşfedip nokta atış yapmakta zorlanmıyor. Dün nasıl ki CHP'yi komünizmle, ANAP'ı yolsuzluk iddialarıyla vurmuşsa, günümüzün iktidar partisi AKP'yi de zayıf karnı irtica söylentileriyle sarsmak istiyor.
Tarih 28 Nisan 2006. Demirel Haberturk kanalında Melih Meriç'in Basın Kulübü programında. Demirel o gece nokta atışını AKP'nin en zayıf karnına yapıyor. CHP'yi Kars kalesine çekildiğini iddia ettiği kızıl bayrakla vurmaya çalıştığı gibi, AKP iktidarını da türbanla sarmak istiyor. Programda, türbanlı okumak isteyenler Suudi Arabistan'a gitsinler diyor. Hükümeti askerle karşı karşıya getirmeye, Türkiye'yi cepheleştirmeye çalışıyor. Nitekim yılların siyasi kurdu Demirel, Başbakan Erdoğan'ı tuzağına düşürmeyi başarıyor. Siyaseti istikrarsızlaştırma çabasıyla piyasaları sarsıyor, hükümete olan güveni yaralıyor.
Demirel'in son hareketini başlattığı 28 Nisan'da piyasada tablo şöyle:
1 Amerikan Doları 1.3180 YTL, 1 Euro 1.6520 YTL. Borsa 44.745 puanda. Faiz cephesine gelince... Yine aynı gün, Para Politikası Kurulu (PPK), Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Durmuş Yılmaz'ın başkanlığında toplanıyor ve faiz oranları 0.25 puan indirimle yüzde 13.50'den yüzde 13.25'e geriliyor. Kısacası, piyasalarda işler yolunda. Hükümete güven tam... Ne senaryo ama...
DEMİREL hemen peşinden 16 Mayıs'ta Anadolu turuna çıkıyor. Aynı gün her nasılsa AKP Grubu'na tek tip giyinmiş çok sayıda türbanlı kadın getiriliyor. Hemen ertesi günü de, ülkeyi kutuplaştırmaya yönelik ciddi bir olay yaşanıyor. 17 Mayıs'ta Danıştay saldırısı gerçekleşiyor. Tetiği çeken, türban için yaptım diyor. Yani film senaryosu yazsanız, ancak bu kadar olabilir.
Demirel'in AKP karşıtı oluşumları tetikleyerek cepheleşme oluşturma sürecinin üzerinden tam 2 ay geçti. Yaşananların ülkeye faturasına gelince...
Tarih 26 Haziran 2006 Pazartesi. Yani bu hafta başı. 1 dolar 1.70 YTL, 1 Euro 2.1 YTL. Borsa 31.950 puanda. Merkez Bankası faizleri ise 17.25 puana yükseltiyor. Kısacası Demirel yine ortalıkta ve yine her şey tepetaklak. Birileri ülkenin geleceğini karartma pahasına, kendi ikballerine zemin hazırlama çabasında. Olan millete oluyor.
Siyasi nebbaşlık gündemde
BU yetmiyormuş gibi, kamuoyu ilk defa siyasi nebbaşlığa da tanıklık ediyor. Kocası can derdinde olan Rahşan Ecevit, eşini yoğun bakımda bırakarak siyaset turlarına çıkıyor. Deniz Baykal ise Ecevit kalksa da boynuna sarılsam şovuna girişiyor. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) 9. Genel Kurulu'nda, 'Cumhurbaşkanı Sezer'in derneğe 80 bin YTL bağışta bulunduğu açıklanıyor.
Önemli bir siyasi lider gazetecilere, AKP'nin önünü kesmenin maliyeti ülkeye 100 milyar doları bulur diyor. Milletin ensesinde boza pişirme anlayışı aynen devam ediyor.