2 Eylül 2010, Perşembe
Yazarlar
 Anasayfa
 Yazarlar
 Dizi / Röportaj
 Güncel
 Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Sağlık
 Magazin
 Dünya
 Spor
 TV Yayın Akışı
 Hava Durumu

Arama

  Ara

 Arşiv
 

ÇOK OKUNANLAR

 
7  17 27  30 35  46
11/04/2009
 
2 12 14 25 26 2
15/04/2009

 

GÜNDEMİN İÇİNDEN
   
Yaşar Nuri Hoca’nın lânetlediği köy...

30.07.2006

OSMAN ÖZSOY
osman.ozsoy@tercuman.com.tr


    BUGÜNKÜ yazımda iki ölüm olayına ve semayı titreten iki âmin nidasına temas etmek istiyorum.
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk; “beş vakit namazında, başı örtülü ve köyün tek okur yazar kadını...” olarak anlattığı annesi Saniye Öztürk’ü çarşamba günü kaybetti.
Saniye Öztürk’ün vefat ettiğini öğrendiğimde, yaklaşık 25 sene önce okuduğum bir kitabın hiç unutamadığım satırları geldi aklıma. Yaşar Nuri Hoca’nın, 1979 baskılı “Kur’an-ı Kerim ve Sünnete Göre Tasavvuf” adlı kitabının arka kapağında okuduğum satırlar ne zaman aklıma gelse içim burkulurdu. “Kim bilir Öztürk Ailesi’ne ne fenalıklar yaptılar ki, bir kitabın kapak yazısı olacak kadar ailede derin izler bırakmış...” diye düşünmeme neden olmuştu. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde yıllarca kaynak kitap olarak da okutulan bu kitabın kapağında yer alan satırlardan bir kısmı şöyleydi:
“...10 yaşına geldiğinde ailesi Trabzon’dan göçtü ve müellifin canavarlar diyarı dediği Sürmene’nin Büyük Gorgor köyüne, babasının eski köyüne yerleşti. Müellifin annesi bu köyde çok büyük zulümlere duçar oldu. Şöyle diyor Yaşar Nuri: Başka hiçbir kötülüğü olmasa dahi bu köyün, bize yaptığı zulüm, ebediyen lânetlenmesi için yeter...”
Yaşar Nuri Hoca’yı bu kadar kızdıran kötülüklerin neler olduğunu, özellikle annesine ne tür zulümler yapıldığını elbette bilmiyoruz. Saniye Hanım şimdi öteler diyarında. Bu vesileyle merhumeye Allah’tan rahmet, başta Yaşar Nuri Hoca olmak üzere geride kalan yakınlarına başsağlığı dilerim.
Güle güle Dr. Ayvacı...
DÜN Antalya’da, yüreği tertemiz bir insan toprağa verildi. Eski mesai arkadaşım Dr. Mehmet Ayvacı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mesleğinde çok başarılı bir diş hekimiydi. Türkiye’nin ilk sertifikalı hipnozcularındandı. Altını ıslatan bir çocuğu bu dertten kurtarması birkaç dakikasını almazdı. Morfin vurmadan diş çekecek kadar bakışlarıyla hastasını etkilerdi. Binlerce kişiyi aynı anda hipnoz etmesi defalarca haberlere konu olmuştu. 1995 yılı Temmuz’unda kendisini konuk ettiğim bir televizyon programında, Murat Askeskin adlı işinin ehli bir kameramana koca bir patlıcanı ekmek niyetine yedirmişti. O şimdi aramızda değil. Mehmet Ayvacı’ya Allah’tan rahmet diler, tüm dost ve akrabalarına başsağlığı dilerim. Öbür yakada görüşmek üzere Ayvacı...
İki kritik “amin” sesi...
GEÇTİĞİMİZ perşembeyi cumaya bağlayan gece mübarek Regaib Kandili idi. Televizyonlarda seyrettiğimiz, gazetelerde de okuduğumuz gibi, tüm camiler doldu taştı.
Regaib gecesi ben, Bartın ilinin 4-5 bin nüfuslu şirin bir yerleşim yeri olan Kozcağız Beldesi’nde hısım akraba ziyaretindeydim. Burada Merkez Camii’ndeki kandil programına katıldım. Kandil programının ardından yapılan dua sırasında bir iki nokta dikkatimi çekti. Cemaat yapılan duada her zamanki gibi normal ses tonuyla amin derken, sadece iki yerde sesini oldukça yükseltti ve yediden yetmişe herkes oldukça gür bir şekilde amin diye haykırışta bulundu.
Amerika bu sesi duyar mı?
BUNLARDAN ilki; Irak’ta Amerikan zulmü, Filistin’de ve Lübnan’da İsrail bombardımanı altında inleyen Müslümanlar’a yardım etmesi için Allah’tan yardım istendiği sırada oldu. Cemaat sanki kendi beldelerinin düşman zulmünden kurtulması için Allah’tan niyazda bulunuyormuşçasına, oldukça yüksek sesle âmin dediler. Kubbe inledi.
Diğeri ise; Türk Ordusu’nun karada, denizde, havada, her zaman her yerde muvaffak olmasına ilişkin dua cümleleri oldu. Buna da cemaat oldukça yüksek sesle âmin dedi.
Şunu söylemek istiyorum. Türk halkı ülkemizin etrafında ve dünyada olan bitenlere ilgisiz değil. Müslüman ülkelerine yapılan saldırılara bakarak, sırası geldiğinde Türk topraklarına da benzer saldırıların yapılacağını hissediyor. Dost denilen ülkelere güveni yok. Ordusuna yaptığı kuvvetli dua da bunun göstergesi.
Dualarla verilen mesajları Amerika duyar mı bilinmez ama içten yapılan bu dualara Allah’ın icabet ettiğinde kuşkumuz yok. Samimiyetle yapılan bu duaların, bir gün işin seyrini değiştireceğine halkımız emin... Yeter ki biz bize düşeni yapalım. Gerisi Allah kerim...
Allah milletimize zeval vermesin.







 






 
1.Sayfa | Hayattan | Gündem  | Yazarlar | Politika | Ekonomi  | Dünya  | Aktüalite  |  Spor | Künye


En basarili belediye baskanini siz seçin